Boşlukların Tanrısı (God of the Gaps), ilerleyen bilimin, tanrının varlığına ihtiyaç bırakmayacak şekilde doğadaki olayları açıkladığını ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu argümanın savunucuları, insanların ilk zamanlarda doğada anlam veremedikleri olayları üstün bir güç ile açıklamaya çalıştıkları ve tanrı kavramının da böylece ortaya çıktığını belirtmektedirler. Fakat zaman içinde gelişen bilim ve teknolojideki ilerlemeler, doğadaki olayların (örneğin, yıldırımların oluşması gibi) belirli kanunlar çerçevesinde oluştuğunu ortaya çıkarmıştır. Belirli kanunlara bağlı olan bir evrenin, bir yaratıcının keyfi muamelelerine göre hareket etmediği tezinden yola çıkan bu insanlar, doğada üstün güç sahibi birinin müdahalesinin olmadığını ve olamayacağını savunmaktadır. Fakat bilimin henüz açıklayamadığı alanların (boşlukların) olduğunu ve bu alanlarda tanrının müdahalesinin olduğunu iddia eden klasik teistlerin bu argümanı, boşlukların tanrısı (god of the gaps) kavramının ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Her şeyin bilimsel bir açıklaması olduğu ve tanrının var olmadığını savunan görüşe “Ateizm” denir. (A- olumsuzluk eki, tezim: tanrının varlığına inanan) ateizm de klasik ateizm ve yeni ateizm olarak ikiye ayrılabilir.

Klasik ateizm, bilimin henüz gelişme evresinde olduğu yeni çağdan başlamak üzere 20. yüzyıla kadar geçen evrede geçerli olmuş tanrı karşıtı fikir akımıdır. Bu görüşe göre doğadaki her şey, bir tanrının varlığını gerektirmeyecek şekilde tesadüflerin ve rastlantıların sonucu oluşmuştur. Fakat 20. yüzyılda ortaya çıkan bilimsel veriler ve evrenin ve canlılığın başlangıcının tesadüfe ve rastlantılara izin vermeyecek derecede komplike ve düzenli olduğu, adeta bilinçli bir şekilde tasarlandığı görüşü karşısında klasik ateizm görüşü terkedilmiş ve yerine, doğadaki her şeyin, doğa kanunları tarafından oluşturulduğu görüşünü savunan yeni ateizm fikri çıkmıştır. Yeni ateizme göre evren ve içindeki her şey, termodinamik yasaları merkezli doğa kanunları tarafından oluşturulmuştur. Fakat bu görüşün zorlandığı birçok nokta vardır: Örneğin, evrenin var olmadığı zamanda kanunlar da yoktur. Peki evreni oluşturan şey neydi? Kanun yoksa, evren nasıl oluştu? Bu soruya evreni oluşturan şeyin, dört temel kuvvetten Big Bang (Büyük Patlama. Evrendeki her şeyin büyük bir patlama sonucu oluştuğunu savunan ve halihazırda kabul edilen teori) esnasında bağımsızlığını kazanan ilk kuvvet olan kütle çekim kuvvetinin tüm evreni oluşturduğunu iddia eden Stephen Hawking gibi isimler olmuşsa da bu açıklama kendi içinde anlamsız olduğu için kabul edilmemiştir.

Evrende bir düzen olduğu gerçeği bugün tartışma götürmez bir gerçektir. Peki düzenden kasıt ne?

Düzen, doğadaki olayların belirli bir algoritmaya göre işlemesi ve bu algoritmanın kendi içinde tekrar etmesi sonucu oluşan sistemler için kullanılan bir tabirdir. Buna göre bir olayın düzenli olabilmesi için o olayın aynı şekilde tekrar etmesi ve olayın sonraki adımlarının tahmin edilebilir olması gerekir. Eğer olayların sonraki adımları tahmin edilebilirse bu durumda gelecekte ne olacağı az çok kestirilebileceğinden ileriye yönelik adımlar atılabilir. İşte bilim de tam olarak bu sistem üzerine kuruludur. Doğadaki olayların nedensel bağlarla birbirine bağlı olması ve bu sistemin değişmezliğine “determinizm” veya diğer adıyla “nedensellik” denir.

Doğada gördüğümüz tüm durumlar nedensellik kuramına örnektir.

Örneğin; su döngüsü, güneşin doğudan doğup batıdan batması, demirin ısınması, yağmurun yağması…vs. Fakat nedensellik ilkesinin varlığı bizim bir varsayımımızdır. Yani doğadaki olayların sebeplerinin yine doğadaki başka bir olay olduğu yönündeki görüş, bizim önkabulümüzden ibarettir. Ünlü felsefeci David Hume’un nedenselliğe eleştirisine bakıldığında bunun nedeni çok daha net anlaşılacaktır. Hume’a göre doğadaki olaylar arasında nedensel bir bağ olduğu düşüncesinin ne akıl yoluyla ne de deney ve gözlem yoluyla bir ispatı yapılabilir.

Örneğin güneşin doğudan doğmasına sürekli olarak şahit olduğumuz için yarın da güneşin doğudan doğacağına inanırız ama eğer yarın güneş batıdan doğarsa bu durumda bu olayı akıl veya deney ve gözlem yoluyla ispat etmediğimiz için bu beklenmedik olay karşısında yeni açıklamalar geliştirmek durumunda kalırız. Ya da bulutlardan kara benzeyen beyaz taneler düşse, bu tanelerin soğuk ve tatlı olmasını beklerken acı ve çok sıcak olduunu gördüğümüz zaman önceki varsayımımızın hiçbir önemi kalmaz. Yani doğadaki olaylara verdiğimiz isimler ve kurduğumuz bağlantıların genel adıdır determinizm.

Determinizm

Hume, olaylar arasında bağlantı olduğuna inanmamızın temel nedeni olarak, insanların olaylar arasında bir bağlantı kurma alışkanlığı olmasını gösterir ve nedensellik bağlarının da bu şekilde kurulduğundan bahseder. Günümüz bilimine de baktığımızda hiçbir önkabulü olmadığına inandığımız modern bilimin de varsayımları olduğunu görürüz. (Bkz: Bilimin Temel Varsayımları Nelerdir? Bilimin Sınırları Var mı? – Çağrı Mert Bakırcı / Evrim Ağacı) Ve bu önkabul, ileride ispat edilebilecek bir durumdan dolayı yapılmamıştır, hiçbir zaman ispat edilemeyecek bir durumdan dolayı yapılmıştır.

Eğer doğadaki olaylar arasında zorunlu bir nedensel bağ yoksa bu durumda bu olayların bir Yaratıcının bilinçli tercihi olduğu görüşü önünde bir engel olduğu da söylenemez. Bu durumda Yaratıcı, bilimin henüz çözemediği boşlukları doldurmaz yani bir “Boşlukların Tanrısı” değildir, aksine doğadaki olayların arkasındaki gerçek güç olarak karşımıza çıkar. Elbette ki bu da bir varsayım olacaktır ama en azından doğadaki olayların; kör, şuursuz, bilinçsiz, iradesiz, kudretsiz ve en önemlisi de bizim olduğunu varsaydığımız kurallar tarafından yapıldığını düşünmektense, tüm bu sıfatlara sahip bir Yaratıcı tarafından yapıldığına inanmak daha mantıklı gözükmektedir. Zaten Einstein’ın bir Yaratıcı gücün varlığını inkar etmemesinin sebebi de evrendeki bu inkar edilemez düzen değil miydi?

Sonuç olarak, Yeni Ateizm ve onu bekleyen sorular henüz bitmedi. Eğer Yeni Ateizm de kendinden önceki klasik ateizm gibi bir noktada tıkanırsa nasıl bir fikir ortaya atılacak? Veya başarıya ulaşırsa teistleri ne gibi bir durum bekliyor olacak? Bu sorular başka bir makalenin konusu olabilir.

Yorum: Boşlukların Tanrısı Argümanı Ve Yeni Ateizm

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Attach images - Only PNG, JPG, JPEG and GIF are supported.

Giriş Yap

oldukca.net'e Hoşgeldin

Üye olmanın avantajlarını yakala.
Bize Katıl